Sıra Beklemeyi Öğrenen Baykuş Masalı
Masalın Özeti: Orman Parkı’ndaki büyük kaydırağı çok seven minik baykuş Lila, bir gün sıra beklemenin ve paylaşmanın önemini öğrenmiş.
Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uçsuz bucaksız bir ormanın, ağaç tepelerinin arasında Lila adında minik, meraklı bir baykuş yaşarmış. Lila, ormanda uçmayı, ağaç gövdelerine konmayı ve arkadaşlarıyla oynamayı severmiş ama en çok Orman Parkı’ndaki büyük, renkli kaydıraktan kaymayı severmiş. Her sabah güneş ışıkları yaprakların arasından süzülür süzülmez Lila kanat çırpar, heyecanla kaydırağa doğru uçarmış. Kaydıraktan ilk kaymak ona ayrı bir mutluluk verirmiş.
Bir sabah Lila yine erkenden uyanmış, gözlerini ovuşturup hızla kaydırağa doğru uçmuş. Ama bir de ne görsün? Tavşan ve sincap çoktan sıraya girmişler! Tavşan “Lila, sırayla kaymamız gerekiyor,” demiş. Lila biraz üzülmüş, biraz da kızmış. “Ama ben önce kaymak istiyorum!” diye söylenmiş. Sincap kuyruğunu sallayıp, “Önce biz geldik Lila, sıranı beklemen gerek” demiş sakince. Lila önce itiraz edecekmiş ama sonra düşünmüş. tavşan ve sincabın haklı olduğunu fark etmiş. Başını eğip kenara çekilmiş. “Peki… bekleyeyim,” diye içinden geçirmiş ama beklemenin zor olacağını sanmış. Tam o sırada yaşlı kaplumbağa ağır adımlarla oradan geçiyormuş. Bir anda gözlüğü burnundan aşağı kaymış ve yere düşmüş. “Ahh! Gözlüklerim!” diye endişeyle bakınmış. Lila hemen kanat çırpmış, kaplumbağanın yanına uçmuş ve gözlüğü bularak uzatmış. “Buyur kaplumbağa, gözlüğün burada!” demiş. Kaplumbağa gülümsemiş, “Ne kadar yardımsever bir baykuşmuşsun Lila. Çok teşekkür ederim,” demiş. Lila kaplumbağaya yardım edince içten içe mutlu olmuş. Sıra beklerken zamanın daha hızlı geçtiğini fark etmemiş. O sırada tavşan kaymış, ardından sincap kaymış. Bir bakmış, sıra ona gelmiş. Lila kaydırağa tırmanmış, kocaman bir nefes almış ve büyük bir hızla kaymış. Kaydıktan sonra kendi kendine düşünmüş: “Sıra beklemek o kadar da zor değilmiş. Hem kimseyi üzmemiş oldum.” Ondan sonra oyun daha eğlenceli hale gelmiş. Çünkü Lila, tavşan ve sincap o gün yeni oyunlar keşfetmiş. Top yuvarlama yarışları, ağaçtan ağaca zıplama oyunu, hafif müzikle kanat sallama dansı… Orman Parkı kahkahalarla dolmuş. Herkes o kadar mutluymuş ki zamanın nasıl geçtiğini bile anlamamışlar.

Akşam olduğunda güneş yavaş yavaş batmaya başlamış. Lila eve doğru uçarken gökyüzü turuncu ve pembe renklerle boyanmış. Uçarken “Paylaşmak sadece oyuncakları paylaşmak değilmiş. Sırayı paylaşmak da bir çeşit sevgiymiş. Sırayla oynamak eğlenceyi çoğaltıyormuş.” Diye düşünmüş. O günden sonra Lila, Orman Parkı’na her gittiğinde hep sabırlı bir baykuş olmuş. Kaydıraktan sırayla kaymış, arkadaşlarına da her zaman yardım etmiş. Bu yüzden herkes Lila ile oynamayı daha çok sever olmuş. Ve Lila, paylaşmanın mutluluğunu keşfettiği o günden beri, ormanın en mutlu ve en sabırlı baykuşu olarak yaşamış. Masal da burada bitmiş.
Daha fazla uzun masal okumak isterseniz Uzun Masallar kategorimizi inceleyebilirsiniz. Okurken keyif almanız ve bu masal için güzel yorum yapmanız bizim için büyük bir mutluluk olacaktır.

